arama

Bulutsuzluk Özlemi: Dünya Halleri Üzerine Şarkılar

Eray YILMAZ
Rock müzik özellikle 1960’larda Amerika ve İngiltere’de kendi içinde bir klasik haline dönüşürken toplumsal olaylara, dünya ve insanın çeşitli halleri üzerine duyarlılığıyla öne çıkmıştı.
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • Eray Yılmaz Eray Yılmaz
  • 1 Star
    Loading...

Giriş

Bu kısa denemede Bulutsuzluk Özlemi, 30 yılı aşan müzikal yolculuğu, şarkı sözlerini merkeze koyan tematik sınıflamaya göre, evrensel ile yerel arasındaki ilişki bağlamında değerlendirilmektedir. Bir sanat eserini, burada olduğu gibi belirli bir tarz müzik ve müzisyeni değerlendirme ölçütlerinden biri de söz konusu sanatsal birikimi temalar altında izleyebilmek, inceleyebilmektir. Günümüz Türk müziğinin, diğer sanatlarda da büyük oranda görülebileceği gibi, muhtemelen temel sorunlarından biri tematik sıkışmışlıktır. Bugün Türkiye’de büyük oranda sinema mafyayı, sulu güldürüyü; müzik, arabeskin renk ve ton değiştirmiş, pop haline dönmüş halini bir tüketim nesnesine dönüştürüyor ve kitle tüketimine sunuyor. Bu tematik sıkışmışlık bir yana, bir sanat eserinin büyüklüğü veya daha doğru bir ifadeyle güzelliğini tematik çeşitliliğinde, yaşamı bütünlüklü bir biçimde kavrayışında ve yeniden kendi güzel yaratısıyla çeşitli biçimlerde, karakterlerde, sözlerde, farklı anlatılarda, sorunlarda ifade edebilmesinde aramak gerektir. Bu kısa deneme bu araştırmayı hedefliyor. Bu kısa denemede, Bulutsuzluk Özlemi söz konusu edilmeden önce, rock müziğin doğuşu, temel çeşitleri ve Türkiye’ye yansıma biçimleri üzerinde duruluyor, ardından Bulutsuzluk Özlemi, 30 yılı aşkın birikimi, sekiz albümü ile söze dayalı bir tarzda, tematik bir biçimde değerlendiriliyor.

Amerika’dan Türkiye’ye Bir Hayalet: Rock Müzik

20. yüzyılda popüler müziğin bir türü olarak ortaya çıkan rock müzik, öncelikle geç 1940’lar ve erken 1950’lerde Amerika’da meydana gelmiş, rock and roll biçiminde adlandırılmış, zamanla rock müzik adıyla dünyada yer etmiştir. 1950’lerde gelişimini sürdüren rock müzik, 1960’larda Amerika ve İngiltere’de altın çağını (golden age) yaşadı. Rock müzik, ritim, blues ve country müzikten etkilerle meydana getirilmiş, merkezde elektrik gitar, basgitar ve baterinin yer aldığı bir saz topluluğuyla kurulmuş, 20. yüzyıl boyunca çeşitli türlere ayrılarak değişimini ve gelişimini sürdürmüştü. 1951’de Clevland’da, müzik çalar Alan Fred ritim ve blues tarzı müzikleri farklı-renklerde dinleyicileri için çalmış, bu müzik ilk defa rock and roll olarak adlandırılmıştı. 1954 yılına kadar çeşitli şarkıcılarla farklı ürünler veren rock müziğin kralı Elvis Presley olmuş, Memphis’te ilk kaydını “That’s All Right Mama” adlı şarkıya yapmıştı.

Geç 1950’lerde düşüşe geçen rock müzik, 1960’larda bu defa altın çağı ile geri dönmüş, burada özellikle İngiliz rock toplulukları, en önemlileri denebilecek The Beatles ve The Rolling Stones olmak üzere öne çıkmıştı. İngiliz topluluklar kendi şarkılarını kendileri yaparak rock müzik türüne yeni çeşitler katarak 1960’ların başından ortalarına bu alanı kapladılar.

1960’larda kendine has halk müziğinden ve rock müzikten etkilenen yeni bir özgün tarz da ortaya çıktı. Bu tarz müziğin ilk temsilcisi Burçak Tarlası adlı şarkısıyla Tülay German oldu.

1960’larda toplumsal yaşamın çeşitlenmesi, gençlik hareketleri, toplumsal muhalefetin yükselişiyle beraber rock müzik alabildiğine çeşitlendi ve kendine has bir alt-kültür meydana getirdi. 1960’ların ortasında Garage Rock, daha ziyade orta sınıf ailelerin çocukları arasında görülüp toplumsal olaylara duyarlılığıyla öne çıkmış, 1960’ların sonunda Pop Rock ticari kaygılarla daha hafif konuları kendine seçmişti. Söz konusu türlerle beraber Blues Rock, Joan Baez ve Bob Dylan ile toplumsal muhalefetin yanında yer alan Folk Rock, Psychedelic Rock, Prograssive Rock, Roots Rock, Jazz Rock, Glam Rock, Soft Rock, Hard Rock, Christian Rock, Punk, New Wave, Post-Punk, Heartland Rock, Alternative Rock, Britpop, Post-grunge, Pop Punk gibi birçok yeni tür meydana geldi. Rock müzik yukarıda da söylendiği gibi söz konusu tarihi boyunca kendi içinde farklı kültürlerden beslenen bir alt-kültür meydana getirmiş, özellikle cinsel yaşam ve toplumsal cinselliği farklı bir biçimde yorumlamış, çoğu zaman muhafazakarlar tarafından cinselliği sulandırmakla eleştirilmiştir.

Rock müzik özellikle 1960’larda Amerika ve İngiltere’de kendi içinde bir klasik haline dönüşürken toplumsal olaylara, dünya ve insanın çeşitli halleri üzerine duyarlılığıyla öne çıkmıştı. 1960’larda Amerika’da, kadınların ve siyahların muhalefetiyle birlikte toplumsal duyarlılığın artması, kitlesel bilincin yükselmesi, geçmiş kuşakların geleneksel yaşam tarzlarının reddedilmesi, genç kuşakların kendilerine özgür bir dünya misyonu üstlenmesi, birlikten güç doğacağı anlayışı ve moral gücün üst düzeyde olması, rock müziği besleyen unsurlar olmuştu. Dolayısıyla toplumsal duyarlılığı yüksek bir klasik rock kültür meydana gelmiş, bu dönem özellikle Joan Baez ve Bob Dylan gibi Folk Rock müzik yapanlar söz konusu hareketleri de destekleyerek kendi tarzlarını derinleştirmişlerdi.

11960’ların klasik rock müziğini izleksel olarak değerlendiren James F. Harris, yukarıda atıf yapılan çalışmasında altı ayrı başlıkta rock müziğin bu dönem klasik hale gelen konularını toparlamıştır. Buna göre klasik rock müzik kendine şu başlıklar altında şu meseleleri-şu şarkılarla konu edinmişti: 1. Yabancılaşma: Kültürden kişisel ilişkilere, aileden romantik aşka kadar yabancılaşma halleri üzerine söylenen şarkılar. 2. Olgunlaşan Rock Müzik: Arkadaşlık, sıkı dostluk, sekülerleşme, yasa ve düzen, yokülke arayışı, Tanrı üzerine söylenen şarkılar. 3. Cinsellik, Uyuşturucu ve Rock and Roll: Hazcılık, Cinsellik, Özgür Cinsellik, Uyuşturucu, Müzik temalı şarkılar. 4. Yola Devam: Saygı, Haklar, Öteki, Sivil İtaatsizlik, İyinin ve Kötünün Ötesinde gibi şarkılarla toplumsal ve siyasal mücadeleye devam edildiğini ifade eden besteler. 5. Rock Teolojisi: Din ve Rock, Rock ve Mistisizm, Astroloji gibi. 6) Rock İçin Geç, Ölmek İçin Erken: My Generation, Rock İs Dead, I Have a Dream gibi şarkılar ve temalar.

Kısaca yukarıda söz edilen konular-temalar etrafında yazılan şarkılar, rock müziğin evrenini meydana getirmiş ve dünyaya dalga dalga yayılmıştır. 1960’larda klasikleşmiş rock müzik, zamanla yeni yeni biçimlerle-türlerle karşımıza çıksa da hafızalarda yer eden rock müziğin daha ziyade dünya halleri üzerine söylediği şarkılarla toplumsal olgular ile kişisel yaşantılar arasında kesişen besteler olduğu ifade edilebilir.

ilgili içerik Merhaba Dünya!

Amerika’da ortaya çıkıp İngiltere’de gelişip çeşitlenen rock müziği de içine alan yeni müzik tarzları, 1950’lerden itibaren ortaya çıkan şehirlerdeki değişim ile beraber çok geçmeden Türkiye’de de kendini hissettirdi. 1950’lerde öncelikle ilk pop müzisyeni olarak kabul gören Erol Büyükburç ortaya çıktı. Daha çok Elvis Presley’den etkilendiği anlaşılan Erol Büyükburç’un Little Lucy şarkısı BBC listelerine girmiş, Ses dergisi tarafından da yılın en önemli parçası seçilmişti. Erol Büyükburç’un öncüsü olduğu bu müzik türünün diğer önemli isimleri Ayten Alpman, Ayla Algan, İlham Gencer, Erkin Koray gibi isimlerdi. Pop müzikte yabancı bestelere Türkçe karşılıklar yazan Fecri Ebcioğlu yeni bir dönem başlatmış, bu dönem ağırlıklı olarak 1969–1973 yılları arasında gerçekleşmişti. Bu müzik tarzına aranjman adı verildi.

11960’larda kendine has halk müziğinden ve rock müzikten etkilenen yeni bir özgün tarz da ortaya çıktı. Bu tarz müziğin ilk temsilcisi Burçak Tarlası adlı şarkısıyla Tülay German oldu. Tam da bu süreçte başlayan Boğaziçi Müzik Festivali (1963) amacını şöyle açıklamıştı: “Türkiye Hafif Batı müziği çalışmalarını, verimsiz bir Avrupa-Amerika Hafif Müziği taklitçiliğinden kurtarmak.” 1967’de Cem Karaca ve Apaşlar önemli bir senteze özellikle Emrah adlı şarkılarıyla ulaşacak, ciddi bir yankı meydana getireceklerdi. Diğer bir önemli temsilci de Kaygısızlar oldu: “pop’un rock’la kenetlenip oluşturacağı düşünsel tavrın ülkemizdeki ilk temsilcilerinden biriydi Kaygısızlar.” Bir diğer önemli isim ise Timur Selçuk olacaktı. Timur Selçuk, Anadolulu bir pop yerine kentli bir pop müziğe yöneldi. Bu alandaki diğer isimler Fikret Kızılok, Bülent Ortaçgil, Özdemir Erdoğan, Barış Manço oldular. Moğollar, bu döneme yepyeni bir soluk getirerek saz ile gitarı bir arada kullanacak ve Anadolu Pop çabasını başlatacaktır. Bu temayı takip eden bir diğer grupsa Üç Hürel idi.

Bulutsuzluk Özlemi: Dünya Halleri Üzerine Şarkılar

1950’lerden 1980’lere kadar yukarıda anlatılan birikim Türkiye’de gerçekleşirken, bizim burada ele alacağımız Bulutsuzluk Özlemi, 1980 sonrasında Türk rock müziğin en önemli topluluklarından biri haline geldi. Bir yandan 1960’larda biçimlenen bir evrensel klasik rock gelenekten beslenen topluluk, bir yandan da ülkedeki söz konusu birikimi eleştirel bir duyarlılıkla sentezlemiş, memleket meselelerine de eğilmiş, dolayısıyla yerelden evrensele veya belki de evrenselden yerele bir sanat bütünlüğüne ulaşabilmiştir. 1986 yılında Nejat Yavaşoğulları öncülüğünde kurulan Bulutsuzluk Özlemi, 32 yıllık sanat yaşamına birçok albüm ekleyerek bugünlere kadar ulaştı. Topluluğun bu süre içinde zaman zaman üyeleri değişirken, Nejat Yavaşoğulları’nın söz ve müzik yazarlığı ile grup önderliği değişmedi. Dolayısıyla Bulutsuzluk Özlemi istikrarlı bir çizgiyi sürdürebildi.
Biz burada Bulutsuzluk Özlemi’ni değerlendirirken, topluluğun şarkı sözlerinden hareketle dünya hallerine yaklaşımını kavrayabilmeyi ve sanat anlayışını, bir bakıma sanat dünyasının haritasını açığa çıkarmayı amaçlıyoruz. Nihayet klasik rock ile kesiştiği noktaları da belirlemeye ve topluluğu evrensel bir düzlemde konumlandırmaya gayret edeceğiz. Burada 1986’dan bu yana özgün olarak kaydedilmiş sekiz albüm üzerinde duracak, söz konusu albümlerin şarkılarından bir bakıma topluluğun sanat haritasını meydana çıkaracağız. 32 yıllık sürede burada incelenen sekiz özgün albüm yayınlayan topluluk, yeniden düzenlenen şarkılar bir yana, bu sekiz albümde 79 beste yapmış, bunlardan ikisi sözsüz eserler olduklarından ve çok geniş bir biçimde yorumlanabileceklerinden çalışmamız dışında kalmıştır. Şarkılar aşağıda da görüleceği gibi çeşitli kategoriler halinde tasnif edilmiş, böylece topluluğun ya da belki daha doğrudan söylemek gerekirse Nejat Yavaşoğulları’nın dünya hallerini kendi gitarında sentezlemesi belirlenmiştir.

Topluluğun şarkıları büyük oranda Dünya Halleri (bundan böyle DH) kategorisinde toplanmış, bu kategoriye de alt başlıklar verilerek çeşitlendirilmiştir. DH, Bulutsuzluk Özlemi’nin dünyayı kavrayışının, dünyayı yorumlayışının ürünleri olmuştur.

  1. DH-Mücadele: Bu üst başlık altında en fazla şarkı DH- Mücadele alt kategorisinde seslendirilmiştir. Grup, hayatı en ziyade bir mücadele, genel itibariyle söylemek gerekirse adaletsiz dünyaya karşı bir mücadele olarak yorumlamış, burada 18 şarkı kaleme alınmıştır. Mesela Koştur Durma (1986), Hayır Hayır (1992), Yaşamaya Mecbursun (1995) öne çıkan şarkılar olmuştur. Mücadelenin yalnız değil çoklu veya kitlesel bir süreç olduğu üzerinde de durulmuş, sözgelimi Yalnız Kalma Bu Dünyada (1986) şarkısında şöyle denmiştir: “Sadece sezdiğin/ Bir yol bulmayı istiyorsun/ Görebildiğin yeterli olmayabilir/ Yalnız Kalma Bu Dünyada”. Mücadelenin hedefiyse demokrasi-barış veya en genel itibariyle özgürlük olarak nitelendirilmiştir, Kimse Barıştan Söz Etmiyor (1986) Acil Demokrasi (1990) şarkılarında olduğu gibi. Acil Demokrasi’de Nejat Yavaşoğulları şöyle diyerek bir bakıma demokrasiye verdiği önemi ve demokrasinin dolaysızlığını ifade etmiştir: “Çelişkiler keskinleşsin diye/ Böyle mi geçsin ömrüm/ Acil Demokrasi” DH- Mücadele kategorisine şu 18 şarkı dâhil edilebilir: Koştur Durma (1986), Yalnız Kalma Bu Dünyada (1986), Kimse Barıştan Söz Etmiyor (1986), Evet Evet (1990), Acil Demokrasi (1990), Gün Başlıyor (1990), Karanlık Soğuk (1992), Devran Dönüyor (1992), Gülsüm (1992), Bütün Bu Olanlardan Sonra (1992), Hayır Hayır (1992), Yaşamaya Mecbursun (1995), Haydi (1998), Bedel (1998), Hafıza (2001), Hayat Nakışında (2001), Çok Zor (2001), Acil Demokrasi (1990).
  2. DH-Can Sıkıntısı: DH- Mücadele’nin ardından DH-Can Sıkıntısı, dokuz şarkıyla seslendirilmiştir. Bu başlık altında toplumsal olgulardan, bireysel yetersizliklerden veya bıkkınlıklardan duyulan sıkıntılar ifade edilmiş, DH-Mücadele’nin hemen ardından ikinci sırada yer almıştır, Bu Yorgunluktan Bıktım (1986), Uçtu Uçtu (1990), Harran Ovası (1998), Bıktım Be (2009) öne çıkan şarkılardır. Harran Ovası, Can Sıkıntısı’nın toplumsal boyutlarını açık bir biçimde ifade etmiştir: “Bir çıkar yol yok mu?/ Bir çıkar yol yok mu?/ Tarikatten şeriatten/ Şeyhten şıhtan aşiretten” Burada yer alan 9 şarkı şöyle: Bu Yorgunluktan Bıktım (1986), Lagara Lugara (1990), Beynim Zonkluyor (1990), Uçtu Uçtu (1990), Harran Ovası (1998), Seni Görmem Lazım (1998), Kuzuların Sessizliği (1998), Bıktım Be (2009), Yetmiyor Yetmiyor (2009).
  3. DH-Mekân bir şarkının belirli bir mekân içinde-çevresinde, mekân ile ilişkisi bağlamında yazıldığını ifade ediyor. Mesela unutulmaz şarkılardan Bayram Görüşmesi (1990) bir cezaevi etrafındaki sahneyi canlandırıyor: “Gülerken ağlayan bir yüz/ Bir sevgili/ Ya da bir eş/ Elinde bir tutam çiçek tutan/ Küçük kız/ Sarmaş dolaş// Ne olacak/ Bütün bunlar/ Bütün bunlar/ Ne olacak.” Gazetedeki bir fotoğraftan yola çıkan şarkı, sinemasal bir sahne etrafında örülmüştür. Bu sınıflamada sekiz şarkı yer alıyor: PTT’nin Önünde Taksim’de (1986) Dalgakıran (1986) Pastanede (1986) Bayram Görüşmesi (1990) On İki Kişi (1992) Ankara Sokakları (2001) Kaybolan Şehir (2001) Pamfilya’da (2001).
  4. DH- Toplumsal Olay başlığı altında evrensel bir tutum sergilenmiş, Hiroşima (1990), Şili’ye Özgürlük (1990) gibi şarkıların yanı sıra 1990’larda Türkiye’nin önemli gündem maddeleri arasında sayılan “türban meselesi” Özgürlük Emek İster (1998) adlı şarkıda değerlendirilmiştir. Nejat Yavaşoğulları şarkısıyla türban meselesini daha temelden bir özgürlük sorunu olarak ele almıştır. Sanatçıya göre, toplumsal yapı, geleneksel kültürel unsurlar örtünmeyi belirlemiş, kişisel bir tercihe yer bırakmamıştır. Nejat Yavaşoğulları şöyle demiştir: “Sana sanal bir dünya sundular// Gözlerini bağladılar/ Seni hep korkuttular/ İnanmanı sağladılar/[…]/ Aç güzelim saçını/Savursun rüzgâr/ Aç güzelim saçını/ Güneş parıldatsın/ Aç güzelim saçını/ Yağmur ıslatsın” Burada yedi şarkı yer alıyor: Hiroşima (1990), Şili’ye Özgürlük (1990), Özgürlük Emek İster (1998), Dede Baba Oğul (1998), YÖK’ün Yıldönümü (1998), Felluce (2005), Bağdat Kafe (2005).
  5. DH-Yol: Topluluğun bir diğer izleği, DH-Yol başlığında toplandı. Yol bir yaşam serüveni-mücadelesi olarak ele alırken, mesela Yollarda (1998) şarkısında grubun aydınlatmacı misyonu veya sanatçının toplumsal sorumluluğu da vurgulanmıştır: “Ellerimiz yüklü/ Pirinç götürüyoruz/ Hepimize/ Hepimize” DH-Yol başlığında beş şarkı vardır: Güneye Giderken (1986), Bir Güzel Gördüm Giderken Yolda (1986), Güneşimden Kaç (1992), Yine Düştük Yollara (1998), Yollarda (1998).
  6. DH-Ekonomi: Nejat Yavaşoğulları burada söz konusu kategori içinde öne çıkardığımız Numara (2001) şarkısında kapitalizmi, özellikle tüketim ilişkileri ve bölüşüm değerleriyle eleştirmiştir. Numara’da (2001) şunları söylüyor: “Tüketen bay/ Bayan tüketen/ Çoluk çocuk/ Cünyor tüketen// Sana numara verdiler mi?” Bu kategoride şu şarkılara yer verildi: Ekmek Aslanın Ağzında (1986), Numara (2001), Aşk Çok Para Yok (2001).
  7. DH-Müzik: Bulutsuzluk Özlemi’nin bir bakıma serüvenini anlatan şarkı, topluluk ile izleyici arasındaki ilişkiyi gündeme getirip müziğin mücadele ile sürekliliğini ifade etmiş, bir yerde müzik ile örtüşen hayatın dalgalı yanı vurgulamıştır. Bulutsuzluk Özlemi (1986)
  8. DH-Egemenler: Egemenler olarak ifade edilen bu kategoride Bilirdiniz (1992) şarkısı yer alıyor. Şarkı daha çok politikacıları nitelendirmiş, onların vasıflarını konu edinmiştir!
  9. DH-Doğa: Burada 2000’li yıllarda yükselen Türkiye doğasının tahrip edilmesi karşısında, Âşık Veysel’in Toprak türküsüne Nejat Yavaşoğulları atıflarla eşlik etmiştir, Bulutsuzluk Özlemi şöyle diyor: “Senden geldim ben/ Sende çoğaldım ben/ Sana döneceğim ben […] Biz istedik o hep verdi/ O hep verdi/ O hep verdi/ Hep o verdi” Mavi (2009).
  10. Aşk-Toplumsal kategorisi ise aşkın toplumsal boyutlarıyla işleyiş halini anlatıyor. Tepedeki Çimenlik şarkısında, topluluk aşk ilişkisini toplumsal yaşamın güçlüklerinden bir kaçış olarak ele alırken bir yandan da izleyicileri de ilişkiye dâhil edip, çoğalan, bütünleşen bir aşk ilişkisini çağrıştırıyor, aşk iki kişilik bir ilişki olmaktan çıkıp toplumsal bir ilişkiye dönüşüyor. Tepedeki Çimenlik (1990), Hemen Olsun (1998), Aşk Zamanı (1998), Burası (1998), Metro (2001), Mabet (2001), Sisli-Puslu (2009), Evrende Gezerken (2009), Yaşıyordu Şehir (2009).
  11. Aşk-Özlem kısmıysa, aşkı bir özlem olarak nitelendirmiştir. Yağmur’dan (2001) birkaç mısra: “Kim bilir şimdi nerelerdesin/…/ Dünya dönüyor yine/ Dönüp de geliyor üstüme […]” Buradaki diğer şarkılar; Yıllar Sonra (1986), Lili Yar (1992), Hasret (2001), Yağmur (2001).
  12. Portreler: Bulutsuzluk Özlemi bu sınıfta insan tipleri çizerken aralarından biri Yüzünde Yaşam İzleri Vardı (1995) Bulutsuzluk Özlemi’nin klasikleri arasına girmiştir: “Yüzünde yaşam izleri vardı/ Sevdim onu görünce birden/ Eski bir şarkıyı söylüyordu/ Taşlar yuvarlanıyordu” Şarkı, yaşamın sürüp giden akışı içinde belirli bir tipi öne çekmiş, ona yaklaşmış, topluluğun içinde bireyin biricikliğini ifade etmiştir. Bulutsuzluk Özlemi’nin karakteristik özelliklerinden biri de toplumsal yaşamın içinde bireyleri öne çıkarması olarak ifade edilebilir. Topluluk, müziğini yerel-evrensel ilişkisi ve birey-toplum ilişkisi bağlamında dengeli bir biçimde kurabilmiştir. Bu sınıfın diğer şarkıları şöyledir: Hazerfan Ahmet Çelebi (1986), Kaportacı (1992), Mekanik Fanatik (1998), Yüzünde Yaşam İzleri Vardı (1995).
  13. Kendi: Nejat Yavaşoğulları’nın kendisini anlattığı üç şarkıdan oluşan Kendi kategorisinin ardından, onu 2 şarkıyla İstanbul kategorisi takip ediyor. Kendi içine alabileceğimiz şarkılar, Sözlerimi Geri Alamam (1990), Boyalı Kuş (1992), Rüzgâr (2009). Burada olup olmayacağı tartışılabilecek olan Evinde Gitarın Var mı? (1986) şarkısı, sanatçının müzik ile ilişkisini arkadaşlık ilişkileri üzerinden ifade ederken, kendini müzik ile var etmesinin hikâyesine de veriyor. Dolayısıyla şarkıyı bu bağlamda kendi içinde değerlendirdik.
  14. İstanbul: Kütürdet Beni Rutubet (1986), İstanbul’un yaşam zorluklarını esprili bir üslupla ifade ederken, İstanbul çoğu zaman bir fon olarak kullanılıyor. Burada yer alan diğer şarkı İstanblues (2009) yine şehir-mekân ilişkisi içinde toplumsal yaşama, İstanbul izlenimleriyle eşlik etmiştir.
  15. Yokülke bir ütopyadır, Nejat Yavaşoğulları’nın gençlik döneminde arkadaşlarıyla beraber uydurduğu kelimelerden üretilmiş bir yokülke. Şarkısı yine böyle bir üretimden meydana gelmiş bir sözcükten türeyen Zamska ( 2009).

Kısaca diyebiliriz ki Bulutsuzluk Özlemi, yerel-evrensel diyalektiği, toplumsal- kişisel sorunlara yaklaşımı, bütünlüğü, belirli bir fikir altyapısı, konu-tema seçimi, toplumsal olaylara duyarlılığı ve seslendirmesiyle 1960’larda yaşanmış klasik rock ruhunu Türkiye’de nitelikli bir yorumla besteleyebilmiştir.


  1. 1. James F. Haris, Philosophy at 33 1/3 rpm, Themes of Classical Rock Music (Chicago &La Salle Illinois: Open Court, 1994), 12–13.
  2. 2. Haris, Philosophy,14-18.
  3. 3.Rock müziğin Türkiye’ye girişi ile ilgili ayrıntılı bir tasvir için bkz. Güven Erkin Erkal, Türkiye Rock Tarihi 1, Saykodelik Yıllar (İstanbul: Esen Kitap, 2013). Bu kitapta Erkal, jazz’ın ortaya çıkışı ile Türkiye’ye girişini rock müziğin temeli olarak ele almış, bu temel üzerinden betimleyici bir üslupla rock müzik tarihini tasvir etmiştir. Rock müziğin kapitalist düzen içinde daha kuramsal bir yaklaşımla değerlendirmesi için bkz. David Rowe, Popüler Kültürler, Rock ve Sporda Haz Siyaseti, çev. Mehmet Küçük (İstanbul: Ayrıntı Yay., 1996).
  4. 4. Orhan Kahyaoğlu, “Türkiye’de Pop Müziğin Oluşumu ve Tüketim İdeolojisi (1960-1970)”, Defter, s. 22, (1994): 64.
  5. 5. Cem Karaca için de rock müzik belirli bir sorun etrafında odaklanmalıydı. Cem Karaca bir söyleşisinde rock müziğin tarihine ve anlamına dair şunları söylüyor: “Oysa başlangıçta Rock’ta değil isyan en ufak bir eleştiri dozu bile yoktu. Country folk diye bir tür vardı Amerika’da. Bu yaklaşım daha ziyade onlarda görülüyordu. Bir de ABD’de protest dediğimiz bir kol var. Jonh Boez’de gördüğümüz müzik türü bu işte. İkinci Dünya Harbi bittikten sonraki yıllar; savaş kahramanları göğüslerinde madalyalar ile dönmüşler, fakat bunlar eski işlerini bulamamışlardı. Bundan dolayı gençlik kaynıyor işsizlik toplumsal bir patlamayı beraberinde getiriyordu […] rock müziği 1968’deki büyük öğrenci hareketinin ABD’de wollstoplarla Fransa da Deguel’u devirecek güçte olmuşlardı. Yani Çiçek Çocuklarının felsefesinin –dostluk arkadaşlık barışsever bir olayın- müzik boyutudur.” Söyleşi için bak., Rahmetli Cem Karaca ile Yaptığımız Röportaj, Ekleyen Editör tarih 07 Eylül 2005, http://www.netpano.com/rahmetli-cem-karaca-ile-yaptigimiz-roportaj, [10 Şubat 2014].
  6. 6. Kahyaoğlu, “Türkiye’de”, 65. 7. Nejat Yavaşoğluları söz konusu müziğini meydana getirirken gençlik yıllarında dinlediği, etkilendiği müzisyenleri veya grupları şöyle ifade etmiştir, John Lennon, Bülent Ortaçgil, Fikret Kzılok, Cem Karaca, Led Zeppelin, Pink Floyd, söyleşi için bkz. Irmak Zileli Nejat Yavaşoğulları ile Söyleşi, http://www.irmakzileli.com.tr/2003/08/02/nejat-yavasogullari-ile-soylesi, [9 Şubat 2014].
  7. 8. Albümler sırasıyla şöyle: Bulutsuzluk Özlemi (1986), Uçtu Uçtu (1990), Güneşimden Kaç (1992), Yaşamaya Mecbursun (1995), Yol (1998), Numara (2001), Felluce (2006), Zamska (2009). Bundan sonra şarkılar albüm tarihleriyle verilecek, albümler tekrar anılmayacaktır.
  8. 9. Bulutsuzluk Özlemi, Mümtaz Soysal’ın bir makalesinde esinle Nejat Yavaşoğulları’nın sözlerini yazıp bestelediği bir şarkı olmuş aynı zamanda, topluluğun adı haline dönüşmüştü, ilgili söyleşi için bak., Irmak Zileli Nejat Yavaşoğulları ile Söyleşi, http://www.irmakzileli.com.tr/2003/08/02/nejat-yavasogullari-ile-soylesi/, 9 Şubat 2014.
  9. 10. Zamska’nın hikayesi için bak., http://www.bluejean.com.tr/roportajlar/8-b/41-zamskaya-giderken.html, [9 Şubat 2014].