arama

Beş Paralık Roman: Kaç Paralık Hayat?

Arif ARSLAN
Bertolt Brecht romancılığı üzerindeyse pek durulmamış, özellikle sol çevrelerde, “gerçekçi” olmadığı gerekçesiyle romanlarına burun kıvrılmıştır.
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • Arif ARSLAN Arif ARSLAN
  • 1 Star
    Loading...

Bertold Brecht oyun yazarı, şair ve sanat kuramcısı olarak 20. yüzyılın, görüşleri çok tartışılan sanat adamlarından biridir. Romancılığı üzerindeyse pek durulmamış, özellikle sol çevrelerde, “gerçekçi” olmadığı gerekçesiyle romanlarına burun kıvrılmıştır. Brecht yazdığı romanları önemsiyordu ve -kendi ifadesiyle- “okuyucunun tüketimi” için (!) yazıyordu. Beş Paralık Roman’ın, (Oda Yayınları çevirisi Üç Kuruşluk Roman) Sevgi Soysal çevirisi ilk olarak 1972’de yayınlanmış. Brecht, 1934’te yayımladığı bu romanın karakterlerini sekiz yıl önce yazdığı Üç Kuruşluk Opera adlı oyunundan alıp senaryoyu ve yapıyı değiştirdi. Bir polisiye havasında olan roman, kapitalist toplumdaki suç ilişkilerini karikatürleştirerek; yasaları, geleneği, ahlakı ironik bir tavırla ele alır. Brecht asıl eserlerini, Marx’ın Kapital’ini okuduktan sonra yazdığını söylemiştir: “Ah keşke herkes iyi insan olsa, ama şartlar izin vermiyor buna”  sözleri, bu romandaki olguların hangi felsefi bakışla ele alındığını da sezdiriyor. Egemenler bazı kirli işler çevirerek başkalarının hayatlarını mahvetmektedirler kapitalist sistemde. İkinci bölümdeki şarkının:
“… Siz gidin cepheye
Silah yapalım sizlere
Böyle deyip silah ürettiler
Sonra savaş ilan ettiler
Sonra da bu çok iyi niyetliler
Haydin savaşa dediler

Marş silah başına
Vatan gitti düşmana
Analar bacılar adına
Din ve kral hayrına !” ifadeleri, bu düzenin nasıl bir ideolojik işlerliği olduğunu da özetlemektedir.

İngiltere’nin Afrika’daki sömürgeleri ile yaptığı savaşta tek bacağını kaybeden asker Fewkombey’in Londra’ya dönmüş ve bacağının karşılığı olarak aldığı parayı, uyanık bir meyhaneciye kaptırmıştır. Fewkombey, aldığı 75 pounda karşılık, “Devletten hiçbir şekilde alacağım yoktur” yazılı bir belge de imzaladığından hiçbir yasal güvenliği de olmadığından onuruna yediremese de dilenmek zorunda kalmıştır. Ancak dilencilik bile kolay yapılacak bir iş değildir. Mafyavari örgütlenmeler çoktan buraya da el atmıştır; dilencilik “dilenciler kralı” olarak bilinen Peachum’un dilencilik örgütünün kontrolündedir. Peachum dilenci şebekesiyle kazandığını yeterli görmeyip daha büyük işlere atılmaya karar verdiğinde, devletin savaşa yeni birlikler göndermek için ihaleyle gemi alacağını komisyoncu Coax’tan öğrenerek bu işe girmeye karar verir. Yedi iş adamı bir araya gelerek devletle işler bağlayabilen Coax’ın öncülüğünde bir gemi şirketi kurarlar. Coax bakanlıktan önemli bir bürokrata rüşvet vererek işleri halledecek böylece devlete gemi satacaklardır. Bu işten yüksek oranda kar etmek için, mümkün olduğunca ucuza gemi imal etmeye girişirler. Çürüğe çıkmış eski birkaç gemi bulunup tamir ettirilir, güzelce boyatılır. İhalenin sonuçlanması ise, Coax’ın çıkarına uygun olarak biraz uzar. Böylece işlerin kolay yürümediği bahanesiyle Coax, ortaklardan sürekli para koparabilmektedir. İhalenin uzaması ve masrafların artması ortaklardan bazılarının iflasıyla neticelenir.

Peachum da umduğunu bulamamış; hatta kazık yediğini çoktan anlamıştır ve parasını kurtarmak için Coax’a yakınlaşması gerektiğini anlamıştır; bu yakınlaşmayı sağlayacak şey kızı Şeftali ile Coax’ın evliliğidir. Babasının planından habersiz olan Şeftali, “saygın bir işadamı” olmaya karar veren Macheat adlı bir ganster ile gizlice evlenmeyi seçer. Macheat işadamlığına, ucuz mal satan U-dükkanlar zinciri kurarak başlar; bu dükkanlarda mallar çok ucuza satılacaktır; çünkü mallar çalıntıdır. Macheat planlarını henüz uygulamaya başlamışken U-dükkanı işletenlerden Mary Swayer öldürülür ve Macheat cinayetle suçlanır; ceza alırsa Şeftali ondan boşanıp Bay Coax’la evlenebilecektir. Ancak Macheat ceza almaz, Peachum’un planı da suya düşer. Bu durumda başka bir şeylerin olması gerekir: Coax faili meçhul bir cinayete kurban gider ve Peachum’un borcu silinmiş, şirket de ona kalmış olur. Gemiler hükümete teslim edildiğinde hemen savaşa yollanır; ancak birkaç mil açıldıktan sonra adı “İyimser” olan gemi içindekilerle birlikte batar. Kamuoyunun tepkileri üzerine soruşturma kararı verildiğinde gemileri teslim eden Peachum’un paçası tutuşur. Ölen askerler için bir yas töreni yapılacak, törene Kraliçe de katılacaktır. Bunu öğrenen Peachum, ortalığı karıştırmakla polisi tehdit edip soruşturmayı savar; hatta polisle işbirliği yaparak protesto yapacaklara da dilenci örgütünün müdahalesi ile engel olur.

Bu ara ganster Macheat saygın işadamı olma yolunda ilerliyordur. Saygınlığını arttırmak için eski dostlarını kolayca harcar. Saygın işadamları olarak Macheat ve müstakbel kayınpederi, gemi kazasında ölen askerler için kilisede düzenlenen yas törenine katılır. Kilisenin papazı, İncil’den öğütler okur ve İyimser’in batmasının ülkede yurtseverlik duygusu yarattığını, böyle bir olayı felaket olarak görmemek gerektiği konusunda vaaz verir. Brecht, burjuva ahlakının ve dinin ikiyüzlülüğünü romanın bu bölümünde ortaya serer. W. Benjamin, Brecht’i Anlamak kitabında, romandaki italik yazılı nutuk ve vecize bölümlerini, “itiraf ve mazeretler koleksiyonu olduğunu” yalnızca bu bölümlerin bile “bu kitabın yaşayacağını garanti ettiği”ni yazmıştır. Bu bölümler romanı, toplumsal gerçekliğe bağlayan ve romanı satirik havaya taşıyan unsurlardır. Bu yöntem Brecht’in sanat anlayışına uygun olarak da “eserin bir bilinç sıçraması yaratması gerektiği” tezine de uygundur.

“Fakirin Parası” adlı çocuk şarkısında

“Paraları olmayanlar
Onlar ne yapsınlar peki?
Ölsünler mi onlar şimdi?
Onlarsız olur mu sanki?
Olmaz, çünkü olmasalar
Ne yaparız paralarla?
Nasırlarla, acılarla
Bizi onlar yaşatırlar”

sözleri, toplumsal ilişkilerin veciz bir analizidir.

Roman, asker Fewkombey ile açıldığı gibi onunla da sona erer. Fewkombey masum olduğu halde, Mary Stawyer cinayetiyle suçlanarak idama mahkum edilir ve asılır; onun masum olduğu halde asılması, kapitalist suçlar toplumda kendisine her türlü alçalmayı reva gören, her türlü haksızlığa razı gelen bu “küçük adam”a Brecht’in bir eleştirisi olarak nitelenebilir. Pek çok kişiyi mağdur eden ve suçlu konumuna itenler kapitalist toplumun örnek kişileri haline gelmişlerdir. Bunlar kendi aralarındaki çekişmelerden çok kolay vazgeçip uzlaşarak ve egemenliklerini sürdürmektedirler. Kapitalist sistemin işleyişini diyalektik bir yöntemle ele alan, birilerinin zenginleşmesinin birilerinin yoksullaşmasına bağlı olduğunu gösteren satirik bir romandır Brecht’in romanı ve yöntemini Marx’tan alır: Görünenin ardındakini göstererek.

* Bertold BRECHT, Beş Paralık Roman, Çeviren: Sevgi Soysal, İletişim Yayınları, 1. Basım, 2011 İstanbul