maltepe escort kurtköy escort

arama

Cacabey: Katliamcı ve “Milli” Astronot

Ahmet Bülent ERİŞTİ
Yüzeydeki yerli ve millinin bir güzel yanı vardır, inşa ettiği tasarımda gerçek anlamda illiyet, kan bağı yoktur; bunlarla ilgilenmez, onun için önemli olan, bugünü kendisine göre nasıl inşa edeceğidir; bunu da tarih dersiyle kurar. Caca’nın Ahi Evren’i öldürmesinin, soy ve kan bağı açısından gerçekte ne dün ne de bugün önemi vardır, önem atfetmek ulus-devlet modelinin rolüdür.
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • Ahmet Bülent Erişti Ahmet Bülent Erişti
  • 1 Star
    Loading...

Bektaşiliğin Oluşumu

Abdülbaki Gölpınarlıpîri Mevlana’nın dev eseri Divan-ı Kebir’i Türkçeye çevirmiş ve bir de giriş yazısı yazmıştır. Bu uzun girişte Mevlana’nın hayatını anlatırken 1240’lı yıllarda Anadolu’daki siyasi kriz ve kargaşalar, Anadolu Selçuklularının taht kavgaları, Moğol istilası… gibi konulara da değinir zorunlulukla. Anadolu’da tasavvufun yerleşmesinden söz ederken tasavvuftan kastının sünnet ehli olduğunu anladığımız bir yerde, bugün baktığımızda acıklı bir kılıçtan geçirme hadisesini hayırlı bir iş olarak aktarır:  “Halifesi Baba İshak’ın Amasya’da 638’de (1240) idamından sonra, onun ölmediğine inanan, Selçuk ordusunu bozguna uğratan, “Lâ ilâhe illallâh Baba Resûl’ullâh” dediklerine ve Baba İshak’ı, Baba Resûl diye andıklarına göre bâtınî inançları benimsedikleri anlaşılan ve nihayet Selçukluların devşirme ordusu tarafından Kırşehir yakınlarındaki Malya ovasında bozulan ve kılıçtan geçirilen Horasanlı Baba İlyas’a mensup Babalıların artakalanları, kardeşi Menteş’in, herhalde bu sıralarda öldürülmesine rağmen Nişaburlu Baba Bektaş’ın çevresinde toplanmışlar, Bektaşîliğin nüvesi, bu sûretle bünyeleşmeye başlamıştı.”

Kılıçtan geçirilenler Amasya’dan Suriye sınırlarına kadar Anadolu’ya yayılmış Alevi Türkmenlerdi. Bunlar, Kayseri’de, Kırşehir’de yaygınlaşmış Ahilerle ruh ortaklığı taşıyordu, nitekim 1240 Kasım’ındaki bu katliamdan sonra Ahi Evren’in de Selçuklu sultanı Gıyaseddin Keyhüsrev’in hışmına uğrayıp beş yıl hapis yattığını, onunla birlikte pek çok Türkmen beyinin cezalandırıldığını ya da öldürüldüğünü Halil İnalcık ve Mikail Bayram’ın kitapları yanında Ebul Ferec’in betimlemesiyle hatırlıyoruz: “Çoğunluğu Gürcü Hristiyanlardan oluşmuş 60 bin zırhlı “Frenk” atlısına karşı, 6 bin Türkmen”. Malya, kan ovası olur. Bunca tarih paragrafına karşılık, bir Kaygusuz Abdal dizesi anlatır Malya Ovası’ndaki katliamı: “kelebek ok yay almış, ava şikâre çıkmış.”  

Mevlana’nın Moğol Yanlısı Tutumu

“Anadolu Türkmenleri ve Ahi Evren’in başında olduğu ahiler bu Moğol atamalarına karşı ayaklanırlar.”

O kelebeklerin kanatları her dönem koparılacaktır: Moğol Hükümranlığına karşı isyan edenleri durdurmaya çalışmış, fetvalar vermiş, Anadolu ahi ve Türkmenlerini katleden Selçuklu yönetimine yakın durmuş Mevlana, Ahi Evren 1262’de Moğol Emiri Caca tarafından öldürüldüğünde de Divan-ı Kebir’de şu dizelerle (günümüz Türkçesiyle) anacaktır onu:  

“Aşk, kutluluk sırrıyla Mûsa’nın sopasıdır sanki; pusudan öylesine bir ok attı ki hoca onun açtığı yarayla iki büklüm oldu, yaya döndü.  

O ağır yaranın tesiriyle o anda yüzüstü düştü, sar’ası tutmuş adamlar gibi hırıldamaya başladı, insanı yok eden ölüm hırıltıları arasında yerlere yuvarlandı.  

Rezil oldu, çırılçıplak kaldı, düşman bile onun haline ağladı; akrabaları yasa batmış kişiler gibi onun haline ağlayıp feryat etmeye koyuldular.”

Caca, Moğol Hülagu Han’ın korumasıyla tahta çıkan Selçuklu hükümdarı IV. Rükneddin Kılıçarslan’ın Kırşehir’e atadığı ve bugün Cacabey olarak bilinen Moğol emiridir. Ankara, Çankırı, Aksaray, Karaman ve Kırşehir’de Anadolu Türkmenleri ve Ahi Evren’in başında olduğu ahiler bu Moğol atamalarına karşı ayaklanırlar. Caca da Kırşehir emiri olarak isyanı bastırmak üzere şehre saldırır, önce püskürtülür ama sonra şehre girer ve Türkmenleri kılıçtan geçirir. Bu katliamda Ahi Evren ve Mevlana’nın büyük oğlu Alaaddin Çelebi de öldürülür. Mevlana, onca ısrarına karşın Ahi Evren’in yanından ayrılmayan oğlunun cenazesine bile katılmaz.  

Milli Olan Ne?

“Yüzeydeki yerli ve millinin inşa ettiği tasarımda gerçek anlamda illiyet, kan bağı yoktur.”

Sonraki kuşakları milli bir hâle etrafında toplamak için başvurulan resmi tarih projesinde miras önemlidir bugünden bakıldığında. Öznelerin geçmişteki yerleri, konumları silinip bugün, yeniden inşâ edilir. Oysa miras, lanetlenmiş bir yazgıyı barındırabilir ve Derrida’nın Hamlet’in kaderinden söz ederken söylediği üzere “hayaletle hesaplaşmadan” miras alınamaz. Ahi Evren ve onun arkasındaki binlerce Türkmen 13. yüzyılda merkezi yönetime mesafeli, kendi içlerinde dayanışmacı bir hayat anlayışının nüveleriydiler. Onların hayaleti bugünün milli söylemiyle yan yana getirilirken istilacının kolluk gücü olmuş birinin, bugünün yerli ve milli astronotu ilan edilmesini yan yana nasıl düşünmeliyiz?  

Emil Cioran Çürümenin Kitabı’nda tarih için kısacık bir tanımlama yapar: ideal imalathanesi. Milli kimlik oluşturma çabasının “milli” sözcüğü ile bağını buradaki “ideal” sözcüğünde buluruz. “Milli” sözcüğü, kitlelerin yönetenlerce ideal hale getirilme sürecinde en işlevsel aparattır; hiçbir bağı, ortak yaşantısı, gelecek tasavvuru ortak olmayan bireylerin “hayali bir cemaat” çatısı altında toplanabilmesi için bir “ideal bir tasarım” gerekir. Bunun verimli yollarından biri ise geçmişi kitlelerin gözünde epik bir anlatıyla yekpare halinde sunmaktır. O şehrin altını üstüne getirmiş, binlerce insanı kılıçtan geçirmiş Emir Caca’yı “Cacabey” yapmanız için adını meydanlara, okullara, külliyelere vermeniz; doğum yeri hakkında hiçbir açık bilgi olmadığı halde kitaplarınızda, ansiklopedilerinizde Kırşehirli göstermeniz gerekir. Yüzeydeki yerli ve millinin bir güzel yanı vardır, inşa ettiği tasarımda gerçek anlamda illiyet, kan bağı yoktur; bunlarla ilgilenmez, onun için önemli olan, bugünü kendisine göre nasıl inşa edeceğidir; bunu da tarih dersiyle kurar. Caca’nın Ahi Evren’i öldürmesinin, soy ve kan bağı açısından gerçekte ne dün ne de bugün önemi vardır, önem atfetmek ulus-devlet modelinin rolüdür. Rolü iyi oynamak için en başta geçmişin tek renk koyu bir boyayla kapatılıp sonra da kurmaca bir ulus, kurmaca bir hayat sunmanız şarttır.  

Caca bugünlerde Devlet ricali tarafından astronomiyle ilgilenmiş bir Türk büyüğü olarak sunuluyor; demek ki inşa bir türlü tamamlanamıyor. Astronot sözcüğüne karşılık olarak bir Türkçe eşanlamlı sözcük bulunması önerisine bir tür adı yerine bir özel ad sunulmasının komikliği ise başka bir konu.  

orhangazi araç kiralama torbalı evden eve nakliyat çorum evden eve nakliyat çakırı evden eve nakliyat çanakkale evden eve nakliyat burdur evden eve nakliyat